Husumet Yokluğunda Ne Olur? – İzmir’den Kahkahalı Bir Bakış
Selam! İzmir’in sahilinde, çayını yudumlarken kendi kendine espri patlatan ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir tip olarak, bugün size “Husumet yokluğunda ne olur?” sorusunu anlatmak istiyorum. Yani düşünün; hayatımızda kavga, tartışma, çatışma olmayan bir dünya… Şaka bir yana, ama bir yandan da bir ton komik sahne çıkıyor ortaya.
Gündelik Hayattan İlk İzlenimler
Geçen gün arkadaşlarla kafede oturuyorduk. Masada Mehmet, Ayşe ve ben… Birden konu “ne kadar kavga etmedik, ne kadar huzurlu bir dünya olurdu?”ya geldi. Mehmet dedi ki:
— Abi husumet yoksa hayat sıkıcı olmaz mı?
Ve işte tam o anda kahkaha attım ama içimden düşündüm: “Sıkıcı mı? Yoksa sadece gereksiz dramadan kurtulmuş mu oluruz?”
Husumet yokluğunda ne olur sorusu aslında basit ama cevaplayınca çok farklı bir tablo çıkıyor. Mesela komşunun size çöp attığı günler, trafikte sinir olduğunuz o anlar, ofiste sessiz savaşlar… Bunların hepsi yok olursa ne olur?
Kahvaltıda Sessizlik ve Acayip Bir Huzur
İzmir’de bir cumartesi sabahı. Simit, çay, güneş… Ama bir fark var: Hiç kimseyle tartışmıyorsun. O kahvaltıda kendi kendime dedim ki:
— Vay canına, kimse bana “peki ama sen neden geç kaldın?” demiyor!
İç sesim devam etti: “Bu kadar sessizlik… Sanki bir anda sinema salonunda yanlışlıkla 3D gözlük takmış gibi hissediyorum.”
Husumet yokluğunda insan bir yandan rahatlıyor, ama bir yandan da alışkanlıklarını sorguluyor. Çünkü hayatın tuzu biberi, bazen o ufak çekişmeler değil mi?
İş Hayatında Sessiz Tehditler Yerine Kahkahalar
Ofiste de durum aynı. Eskiden bir mail yazılır, karşı tarafın altındaki o gizli “öfke” dolu cümleleri okurduk. Şimdi ne var? Sadece:
— Bugün rapor hazır mı?
— Hazır, teşekkürler.
Ve bir kahkaha… İşte, iş yerinde husumet yokluğunda ne olur sorusunun en net cevabı burada ortaya çıkıyor: İnsanlar gerçekten birbirine gülümsüyor, espri yapıyor, hatta biri yanlışlıkla kahveyi döktüğünde herkes bir “Ahahah” diyor, kimse kötü gözle bakmıyor.
Kendi Kendine Dalga Geçmek – Yeni Hobilerden Biri
Ama tabii ben yine kendi kendime gülmeden duramıyorum. Geçen gün markette kendime baktım, “Abi sen yine tek başına güldün, insanlar ne zanneder?” dedim.
Husumet yokluğunda, kendi mizahınla baş başa kalıyorsun ve bazen bu kadar eğlenceli olacağını tahmin edemezsin. Ama itiraf ediyorum, bazı anlar biraz garip oluyor. Mesela:
— İç ses: “Acaba şimdi bana biri sataşacak mı?”
— Kendim: “Hayır, herkes mutlu, herkes sakin.”
— İç ses: “Ee… o zaman… ben de rahat mıyım?”
— Kendim: “Evet, rahat ol, ama hâlâ espri yap.”
Kültürel ve Sosyal Yansımalar
İzmir’de arkadaş ortamlarında, husumet yokluğunda ne olur sorusuna cevap vermek hem komik hem de düşündürücü. Mesela kahvede biri garsona bağırmaz, trafik ışığında kimse korna çalmaz, mahallede dedikodu eksik olur… Ama bir yandan, insanlar daha içten, daha doğal ilişkiler kuruyor.
Dünya genelinde de durum farklı değil. Japonya’da insanlar zaten sessizliği seviyor; ama Amerika’da bu durum biraz tuhaf karşılanır. İnsanlar ufak çatışmalarla sosyalleşiyor. Ama benim gözlemim: Husumet yokluğunda insanlar aslında daha özgür, daha rahat ve daha çok gülüyor.
Husumetsiz Dünyada Komik Anlar
— Arkadaşım: “Abi dün kavgam yoktu, sıkıldım.”
— Ben: “Sıkıldın mı yoksa huzurdan mı sersemledin?”
— Arkadaşım: “Bilmiyorum, ikisi bir arada.”
Düşünsenize, küçük sürtüşmelerin olmadığı bir dünya. Bazen arkadaşların birbirine laf atmak yerine birlikte kahkaha atması… Ben buna “sessiz kaos yerine sessiz eğlence” diyorum.
Husumet yokluğunda ne olur sorusunun cevabı, aslında bir denge meselesi. İnsanlar daha az stresli, daha çok düşünceli ve daha fazla kahkaha atıyor. Benim gibi espri yapan ama sürekli kendi içinde analiz eden bir tip için bu tam bir rüya… tabii ki zaman zaman kendi kendime dalga geçerek keyif katmayı da unutmayarak.
Sonuç: Huzur, Kahkaha ve Kendi Kendine Espiri
Özetle, husumet yokluğunda ne olur? Herkes daha rahat, daha mutlu, işler daha hızlı ilerliyor ve dünyada gereksiz dramatik sahneler azalıyor. Ama biz mizah anlayışımızı kaybetmiyoruz; aksine kendi esprilerimizle hem kendimizi hem de çevremizi eğlendiriyoruz.
İzmir’deki arkadaş ortamımdan örnekle, hayatın küçük sürtüşmelerinden kurtulmak hem komik hem de düşündürücü. Kendinle dalga geçmeyi bilen biri için, husumet yokluğu aslında bir fırsat: Hem kahkaha at, hem rahat ol, hem de “Acaba şimdi biri bana sataşacak mı?” diye iç sesini boş yere yorma.
Kısacası, dünyada husumet yokluğu belki de en çok mizahı ve samimiyeti artırıyor. Benim gibi sürekli espri yapan, ama içten içe her şeyi düşünen biri için bu tam bir cennet… tabii kahvemi dökmediğim sürece.