Yine bir Laye içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Taksim edildi ne demek”.
Taksim Edildi Ne Demek?
İzmir’de yaşayan biri olarak, kelimelere olan ilgim hiç eksik olmadı. Kendi halinde bir insanım aslında; kahve içip, arkadaşlarla sohbet ederken en basit cümlelerden bile felsefi anlamlar çıkarırım. İşte bu yüzden “Taksim edildi ne demek?” sorusuyla karşılaştığımda, bu basit ifadeye takılıp kalmam bir oldu. Hemen kafamda bir soru işareti oluştu: “Taksim edildi” derken aslında ne anlatılıyor? Gerçekten Taksim Meydanı mı yoksa farklı bir anlam mı var? Hadi gelin, hem bu kelimeyi çözümleyelim hem de İzmir’in en karmaşık semtlerinden biri olan kafamızın içindeki Taksim Meydanı’na yolculuk yapalım.
“Taksim Edildi” Derken Ne Kastediliyor?
İlk önce şu soruyu sormam gerek: Kim demiş ki “taksim edildim”? Yani, bu kelimeyi daha önce bir yerlerde, farklı bir dilde veya kendi hayatımda kullanmış olabilir miyim? Ne bileyim, bir arkadaşımın akşam yemeğini yerken “Vallahi, taksim edildim!” demesiyle mi duydum ilk kez?
Bu ifadeyi anlamaya çalışırken, bir anda o kadar çok kafam karıştı ki… Her şeyin anlamını sorgulamaya başladım. Yani “Taksim Edildi” ne demek? Gerçekten Taksim Meydanı mı? Ama ya taksimi başka bir şeyde de kullanıyorsak?
Yok! Meğerse “taksim edilmek” derken, aslında bir şeyin bölünmesi, paylaşılması ya da dağıtılması anlamına geliyormuş. Çoğunlukla bir şeyin “paylaşılmasi” ile bağlantılı. Birinden “Taksim edildim” dediğini duyarsanız, aslında biraz böyle bir “Yarısı bende, yarısı sende” tarzı bir paylaşım yapılmış oluyor. Anlayacağınız, bir kişi Taksim edilince, bir şeyin onunla paylaşıldığı ya da ona teslim edildiği söyleniyor.
Yavaşça Giriş Yapıyoruz: “Bölündüm, Taksim Edildim”
O zaman anladım ki, bazen arkadaş ortamında kafayı yiyecek derecede taksimi ediyorum. Mesela geçen gün şunu yaşadım:
Ben: “Ya arkadaşlar, bu akşam yine pizza ısmarlayalım, ama herkes kendi kısmını alır mı?”
Ahmet: “Okey, taksim edilsin, ben sadece peynirli istiyorum.”
Mehmet: “Yok ya, o peynirliyi ben alırım. Taksim edilirken bence adaletli olalım.”
İşte, o an fark ettim: Bu kelime günlük dilde “paylaşma” ve “dağıtma” anlamına geliyormuş. Ama arkadaşlar arasında öyle bir tatlı kaynıyor ki, her zaman birinin pizza diliminden daha fazla almak istediği bir durum oluyor.
Gerçekten pizza taksim edilince insanlar içlerinde bir adalet savaşı başlatıyor. Biri kalkıp “Benim dilim biraz daha büyük olabilir mi?” derken, diğer kişi pizza diliminin en büyük parçasını almanın tüm haklarını kendinde görmeye başlıyor.
Bunun bir yemek paylaşma kültürüne dönüşmesi, bana her zaman şu soru işaretini getirdi: Eğer taksim edildiyse, sadece yemek mi var? Ya da bu paylaşma şekli başka bir alanda da kullanılıyor mu?
Her Şeyin Bir Zamanı Var: “Taksim Edildim, O An Yıkıldım”
Benim için taksim edildim demek, yalnızca pizza ile sınırlı bir şey değildi. Bir gün, tamamen içsel bir diyalogla kendime taksim edildim dedim.
İç Ses: “Bugün neden bu kadar yoğun hissediyorsun?”
Ben: “Çünkü birden fazla şeye odaklanmam gerekti de ondan.”
İç Ses: “Yani taksim oldun ve birinden bir şey aldın mı?”
Ben: “Evet, duygusal olarak taksim edildim. Yaşadıklarım bir anda çok fazla yere yayıldı.”
O an fark ettim ki “taksim edilmek” sadece yemeği bölüşmekle ilgili değil. Bu aslında zaman ve duygu anlamında da kullanılıyor. Yani bazen insanın ruh hali de taksim edilebilir. Bütün enerjini bir noktaya koyduğunda, diğer her şey doğal olarak daha küçük bir yer kaplıyor.
İçsel olarak taksim edilmek, aynı zamanda bir şeylere gereğinden fazla odaklanıp diğerini unutmak demek. Bir nevi “bölünmüşlük” yaşamak.
Sosyal Medyada Taksim Edilme Hali: Paylaşımlar ve Duygular
Bir de sosyal medyada, her şeyin “taksim edilme” durumuna geldiği o garip dönemi yaşadık. Hani, Instagram’da her anını paylaşmaya çalışan, her fotoğrafı fotoğrafla taksim eden insanlar var. Bunu düşününce, günümüzün dijital kültüründe “taksim edilmek” daha farklı bir boyuta geçiyor. Birisi fotoğrafı çekip paylaşıyor ve geriye doğru ilerlediğimizde anlaşılıyor ki, orada bir paylaşma ve taksim etme durumu var: o fotoğrafın en çok “beğeni” alan dilimi de dahil olmak üzere.
Yani sosyal medyada her şey taksim ediliyor. En iyi beğeniyi alacak paylaşımlar, video içerikleri… Herkesin paylaştığı anlar, bazen birinden daha fazla, bazen birinden daha az yer alıyor.
Taksim Edilmek: Hangi Yönüyle Daha Uygun?
Bu yazıyı yazarken düşündüm de, aslında hepimiz zaman zaman “taksim edilme” sürecinden geçiyoruz. Hani herkesin gördüğü ama kimsenin fark etmediği bir şey var. İnsanlar birbirleriyle paylaşıyorlar, bazen paylaştıkça daha fazla bölünüyorlar ama bu da hepimizin gelişim sürecinin bir parçası.
O zaman, asıl soru şu: “Taksim edildim mi, yoksa taksim mi oldum?” Bazen bunu sormak gerekiyor. Yani sadece bir parça alıp bir başkasını da düşünüyor musunuz, yoksa kendinizi tamamen bir şeylere odaklanmış mı hissediyorsunuz? Bir bakıma hayat, bölündükçe daha çok anlam kazanıyor.
Sonuç Olarak: Herkes Biraz Taksim Edilir
Taksim edilmek, bazen pizza dilimi almak gibi basit bir anlam taşırken, bazen de duygusal ya da zaman dilimsel bir bölünmeye dönüşebiliyor. İzmir’de yaşamış, sürekli “taksim edildim” diyen bir insan olarak, bu sürecin hayatta karşımıza çıkan farklı halleri olduğunu kabul ediyorum.
Evet, bir pizza dilimi için kıyasıya savaşabiliriz, ya da hayatımızda zaman ve duygularımızı başkalarıyla taksim edebiliriz. Ama bu süreç aslında, bir bakıma bizi biz yapan şeylerin de parçası. Sonuçta hepimiz bir şekilde taksim ediliyoruz, ne de olsa.
Okuyucularımıza “Taksim edildi ne demek” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Laye ekibi olarak bizi okumaya devam edin!